
TÜRKŞEKER Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Dr. Muhiddin Şahin, TRT Radyo 1’de yayımlanan “Ekonomi Günlüğü” programına konuk oldu. Şahin, 2026–2027 kampanya döneminde yaklaşık 30 bin çiftçiyle 6,9 milyon ton pancar işlenerek 910 bin ton şeker üretileceğini açıkladı; kurumun 14 şeker fabrikasının sermayesinin tamamının kamuya ait olduğunu vurgulayarak tüketicilere de “gıda okuryazarlığı” çağrısı yaptı.
TÜRKŞEKER Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Dr. Muhiddin Şahin, TRT Radyo 1’de Zafer Elgin’in sunduğu “Ekonomi Günlüğü” programına konuk oldu. Programa Anadolu Ajansı Tarım ve Çevre Haberleri Müdür Yardımcısı Mustafa Çalkaya da katıldı.
“Yüzde 100 hazineye ait”
Şirketin 100. yılına dikkat çekerek söze başlayan Şahin, kamuoyundaki yaygın bir yanılgıyı düzeltti:
“Dışarıda bir algı var; ‘devletin şeker fabrikası mı var’ diye. Bunu ısrarla her ortamda söylüyorum: Evet, devletin 14 şeker fabrikası var, makine fabrikaları var. Yüzde 100 hazineye ait, yani yüzde 100 85 milyona ait.”
Şirketin Türkiye Varlık Fonu bünyesinde bulunduğunu, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın ortak politika belirlediği, KİT Komisyonu’nda Meclis’e hesap veren bir yapı olduğunu belirten Şahin, Türkiye’de faaliyet gösteren 32 şeker fabrikasının 14’ünün devlete, 6’sının kooperatiflere, 12’sinin özel sektöre ait olduğunu, üretimin yüzde 72’sinin kamu veya yarı kamusal kuruluşlarca gerçekleştirildiğini kaydetti. TÜRKŞEKER’in sektördeki pazar payı yüzde 36 düzeyinde bulunuyor.
2026–2027 kampanya dönemi: 910 bin ton şeker
Şahin, yeni kampanya dönemine ilişkin şu rakamları paylaştı: 1.151 köyde yaklaşık 30 bin çiftçiyle, 1 milyon 39 bin dekar alanda yaklaşık 6,9 milyon ton pancar hasat edilecek ve 910 bin ton kristal şeker üretilecek. Bu miktar, Türkiye’nin yıllık ihtiyacının üçte birine yakınına karşılık geliyor.
Fabrikalarda günlük 63 bin ton pancar işlendiğini, bunun günlük yaklaşık 10 bin ton şeker üretimine denk geldiğini belirten Şahin, “Bu da iki günde bir, Türkiye’nin bir günlük ihtiyacını karşıladığımız anlamına geliyor” dedi.
Kampanya dönemi sonunda yan ürün olarak 317 bin ton melas ve 2 milyon 80 bin ton yaş pancar posası elde edilmesi öngörülüyor.
“Pancarın etrafındaki toprağı bile satıyoruz”
Sıfır atık prensibiyle çalıştıklarını vurgulayan Şahin, “Açıkçası pancarın etrafındaki toprağı bile satıyoruz; toprağı peyzajcılar alıyor” dedi. TÜRKŞEKER’in tüm tesisleri Sıfır Atık Belgesi’ne sahip bulunuyor.
Yan ürünlerin ekonomideki yerini ise şöyle anlattı: Posa (küspe) hayvancılığın temel yem kaynağı; melas ise Türkiye’nin 135 ülkeye ihraç ettiği mayanın hammaddesi. Üretilen posanın önemli bir bölümü çiftçilere bedelsiz hayvan yemi olarak veriliyor.
Eskişehir’deki fabrikada melastan etil alkol üretildiğini hatırlatan Şahin, “Kolonyanın, dezenfektanın ve tıbbi alkolün asıl unsuru da melas. Bunu en çok maskeli olduğumuz günlerde hatırladık” diye konuştu.
“Yüzde 25 tarım, yüzde 25 finans, yüzde 50 sanayi”
Şeker sanayisinin tarıma dayalı sanayinin en büyüğü olduğunu söyleyen Şahin, zinciri şöyle özetledi: “Tohum Ar-Ge merkezimiz var, tohumu kendimiz üretiyoruz. Sözleşmeli olarak çiftçimize ektiriyoruz, lojistik firmalar üzerinden fabrikaya taşıyoruz, 36 saat içinde şekere dönüştürüp paketliyor, market raflarına koyuyoruz.”
Kurumun Şeker Enstitüsü’nde yürütülen ıslah çalışmaları sonucunda tescil edilen “Türkşeker 2023” ve “Türkşeker 2053” adlı yerli pancar çeşitleri, bu dönemde de çiftçilerle toprakla buluşturuldu.
TÜRKŞEKER bünyesinde üç makine fabrikası ile bir elektromekanik aygıtlar fabrikası bulunuyor; bugün bir şeker fabrikasının yaklaşık yüzde 70’i bu tesislerde üretilebiliyor. Sadece 2025 yılında 3 bin 920 ton makine ve tesis imalatı gerçekleştirildi.
Münavebe: “Pancarı çekerseniz diğer ürünlere sekte vurursunuz”
Şahin, pancarın bir münavebe bitkisi olduğunu hatırlatarak, aynı tarlaya üst üste pancar ekilemediğini anlattı: Bir yıl pancar ekilen tarlada ertesi yıl tahıl, sonraki yıl başka bir ürün yetiştiriliyor; bir ürün için verilen gübre sonraki yılın ürününü besliyor.
Türkiye’de 60 şehirde pancar üretimi yapıldığını, yaklaşık 100 bin çiftçinin doğrudan, münavebeyle birlikte 350 bin çiftçinin bu üretimin içinde olduğunu, aileleriyle birlikte 1 milyondan fazla kişinin geçimini bu zincirden sağladığını belirten Şahin, üreticilerin üst birliği Pankobirlik’in 850–900 bine yakın üyesi bulunduğunu da aktardı.
Pancar üretimi yapılan her yerde tahıl, mısır ve bakliyat da üretildiğini vurgulayan Şahin, “Pancarı sistemden çektiğiniz zaman aslında diğer ürünlerdeki arz güvenliğine büyük bir sekte vurmuş olursunuz” dedi.
“Şeker fabrikası nerede varsa hayvancılık gelişmiştir”
Şahin, şeker fabrikalarının bulunduğu bölgelerde hayvancılığın da geliştiğine dikkat çekti:
“Bakın haritaya. Şeker fabrikası nerede varsa orada hayvancılık gelişmiştir. Hayvancılık nerede gelişiyorsa yanında bir şeker fabrikası vardır.”
Bunun temel nedeninin yüksek besin değerli posa ve melas olduğunu belirten Şahin, melasın hem gıda sanayisinde hem hayvan beslemesinde yoğun biçimde kullanıldığını, üstelik maliyetinin düşük olduğunu söyledi. Şap hastalığıyla mücadele döneminde bu ürünlere talebin arttığını da aktardı.
Şahin, kurumun kırsaldaki tarihsel rolüne de değindi: “Türkiye’de bugün makineli tarım varsa kesinlikle TÜRKŞEKER’in bu köylerdeki eğitiminden ve üretiminden kaynaklanır.”
Bir sezonda 33,5 milyon ton taşıma
Sektörün taşımacılığa katkısına dikkat çeken Şahin, bir kampanya döneminde 33,5 milyon ton taşıma yapıldığını ve bunun 1,5 milyon sefere denk geldiğini belirterek, “Türkiye’nin taşımacılığına da çok büyük bir katkısı var” dedi.
1 trilyonluk ekosistem
Sektörün Türkiye için yaklaşık 1 trilyon liralık bir ekosistem oluşturduğunu, 4,5 milyar dolarlık ihracat yapıldığını belirten Şahin, Türkiye’nin bu alanda çok büyük bir oyuncu olduğunu, yerli markalardan birinin dünyanın en büyük üçüncü firması konumuna geldiğini söyledi.
TÜRKŞEKER verilerine göre bu ekosistemin 2025 fiyatlarıyla ülke ekonomisine yıllık katkısı 275 milyar lira doğrudan, 750 milyar lira dolaylı olmak üzere yaklaşık 1 trilyon lirayı buluyor. Sadece pancar bedeli olarak çiftçiye ödenen tutar 66 milyar lira, üretilen şekerin değeri 105 milyar lira, yan ürünlerin değeri ise 15 milyar lira düzeyinde. Şekerin beslediği gıda, içecek ve unlu mamuller sanayisinin üretim değeri 575 milyar liraya ulaşıyor.
Malatya depreminde ışık yanan fabrika
Şeker fabrikalarının kojenerasyon sistemiyle kendi elektriğini ürettiğini, bunun fuel-oil, doğal gaz ve kömürle sağlandığını belirten Şahin, depremde yaşananları anlattı:
“Deprem oldu, Malatya kapkaranlık. Şeker fabrikası ışıl ışıl. Aynı gece binlerce insanı içeri alıp bir ekosistemi besledi.”
Kurum, enerjide yenilenebilir kaynaklara da yöneldi. Ankara kampüsünde 4 megavatlık çatı güneş enerjisi santrali devreye alınırken, Erciş Şeker Fabrikası sahasında 20 megavatlık arazi GES projesi yürütülüyor. Toplam 24 megavatlık bu yatırımlar tamamlandığında fabrikaların şebekeden satın aldığı elektrikten fazlası üretilecek, yılda 23 bin ton karbon salımı önlenecek.
Atık ısıyla çalışan sera
Ankara’daki fabrikanın yanında 20 bin metrekarelik bir sera kurduklarını söyleyen Şahin, buranın tamamen kadınların çalıştığı, iyi tarım uygulaması ve yerli tohumla üretim yapılan bir sosyal sorumluluk projesi olduğunu belirtti. Seranın ısıtması, üretim sürecinde soğutulması gereken atık ısıyla ücretsiz sağlanıyor; sıcak su seranın içinde dolaştıktan sonra sisteme geri dönüyor.
Serada topraksız tarım yöntemiyle domates yetiştiriliyor; TÜRKŞEKER markalı ilk yerli domatesler mart ayında hasat edilerek tüketiciye sunuldu.
Pancar alım fiyatı: “Tatmin edici bir fiyat olur”
Programda gündeme gelen pancar alım fiyatı konusunda rakam telaffuz etmeyen Şahin, fiyatın üreticiyi tatmin edip etmeyeceğine ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:
“Kesinlikle sürdürülebilir, çok da talep olan bir ürün. Net kazanç kazandıran bir ürün. Siz pancar ektiğiniz zaman gelecek sene zarar etmediğinizi net bir şekilde biliyorsunuz. Başka hiçbir üründe böyle garantili bir ürün yok. O anlamda tatmin edici bir fiyat olur.”
Beklentinin daha yüksek olabileceğini ancak ekonominin gerçeklerinin de gözetilmesi gerektiğini belirten Şahin, bir kilo şekerin maliyetinin yüzde 50 ile 60 arasındaki bölümünün ana hammadde olan pancardan geldiğini hatırlattı.
Fiyatın nasıl belirlendiğini ise şöyle anlattı: Kars’taki çiftçiden verimin en yüksek olduğu Konya’daki çiftçiye kadar ortak bir maliyet hesabı çıkarılıyor; arazinin kiralık olup olmaması gibi değişkenler tek tek dikkate alınıyor. Bu maliyetin üzerine, münavebe bitkisi olan tahıl ve mısıra verilen fiyatlar, gıda fiyatları ve enflasyon da gözetilerek alım fiyatı belirleniyor. Şahin, bu kararın üretici birlikleriyle birlikte alındığının altını çizdi.
Şeker fiyatlarının bugün maliyetin altında seyretmesinin kendilerini zorladığını da açık biçimde ifade eden Şahin, “Maalesef şeker fiyatları bu aralar biraz düşük, o da bizi üzüyor” dedi.
“Bu, cobweb teoreminin çalışmadığı bir yer”
Pancar tarımının planlı ve sözleşmeli yapısına dikkat çeken Şahin, “Bir pancar çiftçisi kesinlikle para kazanacağını bilir. Alıcısı belli, satıcısı belli” dedi.
Bu yapının, tarımda sık görülen fiyat dalgalanmalarını ortadan kaldırdığını vurgulayan Şahin, ekonomi diliyle şu benzetmeyi yaptı: “Burası ekonomi programı; pancar tarımı cobweb teoreminin çalışmadığı bir yer. Bu sene fiyat yüksek diye çok ekelim, ikinci sene fiyat düştü ekmeyelim diye bir durum yok.”
Sözleşmeli tarım modeli, alım fiyatının yanında çiftçiye doğrudan finansman da sağlıyor. Üreticiye ekim döneminde tohum ve gübre faizsiz ayni avans olarak veriliyor; çapa, bakım, sulama, mazot ve hasat dönemlerinde beş ayrı nakdi avans ödeniyor. Böylece çiftçi, pancarını fabrikaya teslim etmeden önce pancar bedelinin yaklaşık yüzde 35’ini faizsiz olarak peşinen almış oluyor.
Baz fiyatın üzerine ödenen primler de bulunuyor: Kotasını tamamlayan üreticiye “Kota Tamamlama Primi”, verimin düşük olduğu Ağrı, Erciş, Kars ve arazinin parçalı olduğu Kastamonu’daki çiftçilere “Pancar Üretimini Teşvik Primi” veriliyor. Bu destekler sayesinde Doğu Anadolu’da pancar üretimi yüzde 276 oranında artırıldı. Polar oranının düşük olduğu bölgelerde alt sınır yüzde 12 kabul edilerek üreticinin mağduriyeti önleniyor.
Kota nasıl belirleniyor?
Kota sisteminin mantığını özetleyen Şahin, 90 milyon nüfus üzerinden, kişi başı yaklaşık 31–32 kilogram tüketim hesabıyla ülke ihtiyacının belirlendiğini, tüketimin yüzde 15’inin perakende, yüzde 85’inin endüstriyel kullanım olduğunu anlattı. Bu hesap yaklaşık 2,8 milyon ton şeker ve buna karşılık gelen pancar miktarı anlamına geliyor. Belirlenen miktar, fabrikaların kapasitelerine göre paylaştırılıyor.
TÜRKŞEKER’in kotasının yaklaşık 1 milyon ton düzeyinde olduğunu, Kayseri ve Konya’daki kooperatif fabrikalarının kotalarının ise bunun yarısı kadar bulunduğunu belirten Şahin, kotanın karşılığı pancarın yıllardır birlikte çalışılan çiftçilere dağıtıldığını söyledi.
Şahin, sektördeki köklü sadakat ilişkisine de değindi: Ailesinde pancar üreticisi bulunmayanların sisteme girmesinin kolay olmadığını, ancak sistemden bir üretici tamamen ayrıldığında yeni bir çiftçinin dâhil edilebildiğini anlattı. 2026–2027 pazarlama yılı için ülke A kotası 2 milyon 910 bin ton olarak belirlenirken, nişasta bazlı şeker (NBŞ) kotası ülke A kotasının yalnızca yüzde 2,5’i, yani 72 bin 750 ton oldu.
Kotalı üretimi “planlı ve sözleşmeli tarım” olarak tanımlayan Şahin, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın üzerinde durduğu sözleşmeli tarım modelinin temelde pancar tarımı esas alınarak kurgulandığını vurguladı.
Özelleştirmeden dönüş: “Pandemi bize çok şey öğretti”
Şeker fabrikalarının 1998–1999 yıllarında özelleştirme kapsamına alındığını hatırlatan Şahin, bu kararın tersine dönmesinde pandemi deneyiminin etkili olduğunu söyledi. Şekerin toplum için taşıdığı anlamı, “Bu olmazsa başımız belaya girer; insanımızda kıtlık algısı oluşturur” sözleriyle anlatan Şahin, Sayın Cumhurbaşkanımızın kararıyla fabrikaların yeniden kamu portföyüne alındığını ve o tarihten itibaren yatırımların hızlandığını belirtti.
Fabrikalar birer kültür alanı
Şahin, şeker fabrikalarının yalnızca üretim tesisi olmadığını, kurulduğu şehirde bir yaşam alanı oluşturduğunu da anlattı. Fabrika yerleşkelerinin “kampüs” değil “koloni” olarak adlandırıldığını belirten Şahin, bu alanlarda sinema salonu, kreş, okul ve akıllı kütüphane bulunduğunu, geçmişte pek çok yurt ve okulun yapılarak ülkeye bağışlandığını söyledi.
Fabrikaların 1950’lerin anlayışıyla kurulduğuna ve ciddi bir kültürel dönüşüm sağladığına dikkat çeken Şahin, özelleştirme kapsamından çıkışın ardından bu alanlara yeniden ve daha modern biçimde yatırım yapılmaya başlandığını kaydetti.
“Sıfır şeker tükettim, sağlıklıyım diye bir şey yok”
Programın en dikkat çekici bölümünde Şahin, tüketicilere gıda okuryazarlığı çağrısı yaptı:
“Bir algı var: Şeker zararlı, sıfır şeker çok faydalı diye. Finansal okuryazarlık tamam ama bir de gıda okuryazarlığı var. Lütfen ürünlerin arkasını okuyun. ‘Sıfır şeker’ diyor; arkasında ne yazıyor? ‘Tatlandırıcı içerir.’”
Tatlandırıcıların tatlı duygusunu bastırmadığını, “kalori almıyorum” düşüncesiyle daha fazla tüketime yol açtığını belirten Şahin, laboratuvarda üretilen ve şekerden 13 bin kat tatlı olan neotam örneğini verdi: “Bir damlası 5 kilo şekere eşit.”
Pancar şekerinin tamamen kontrollü, Tarım ve Orman Bakanlığı ile sektörün denetimindeki bir ürün olduğunu vurgulayan Şahin, “Evet kalorisi var. Yapacağınız ne? Hareket etmek. Suçu bunun üzerine atmanın bir manası yok” dedi.
“Daha sağlıklı olan, ikili yapıdaki şekerdir”
Nişasta bazlı şeker ile pancar şekeri arasındaki farkı soran Mustafa Çalkaya’ya yanıt veren Şahin, konuyu kimyasal yapı üzerinden açıkladı:
“Sakaroz dediğimiz pancar şekeri ve kamış şekeri aynı özelliklere sahiptir, ikili bir yapısı vardır. Meyveden fruktoz alırsınız, tahıldan glikoz alırsınız; ikisi de tektir. İkisini birleştirdiğiniz zaman sakaroz olur. Daha iyi olan, ikili yapıdaki şekerdir.”
Tek tip şekerin fazla alınmasının vücutta sorun yaratabileceğini konuştuğu hekimlerden aktardığını söyleyen Şahin, “Gıda okuryazarlığı en az finansal okuryazarlık kadar, hatta daha da önemli hale gelmeye başlıyor. Biz arkadaki yazıları ne kadar çok okursak, o yazılar bizim açımızdan daha büyük hale gelmeye başlayacak” dedi.
“Tüketim azalmıyor, başka ürünlere kayıyor”
Dünyada şeker tüketiminde azalma eğilimi bulunup bulunmadığı sorusuna Şahin, tüketimin gerçekten azalıp azalmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini söyleyerek yanıt verdi. Gelir düzeyi yükseldikçe hazır gıda tüketiminin arttığını, bunun iktisatta Engel eğrisiyle açıklandığını belirtti.
Bazı Avrupa ülkelerinde şeker tüketiminde bir azalma görülmediğini aktaran Şahin, İngiltere örneğini hatırlattı: Obeziteyi azaltmak amacıyla şekerli ürünlere yüksek vergi konuldu, ancak tüketim tatlandırıcılı ürünlere kaydı.
“Bir tarafta Allah’ın yarattığı, sıfır atıkla işlenen ve büyük bir ekosistem besleyen pancar var; öbür tarafta laboratuvar. Aslında çok basit bir hesap.”
Verimlilik: “O fabrikayı kaldırırsak 10 bin kişiyi büyük şehirlere taşırız”
Verimlilik eleştirilerine yanıt veren Şahin, kurumun hantal olmadığını, aksine kuralların tamamına uyarak çalıştığını söyledi. Doğudaki bir fabrikayı örnek göstererek şunları anlattı:
“O şehirde tüten tek baca devlete ait şeker fabrikasının bacası. Bin kişi çalışıyor, binin üzerinde çiftçi var, kamyoncusu var, gübrecisi var, yevmiyecisi var. Verimli değil diye o fabrikayı kaldırdığımız an, 10 bin kişiyi büyük şehirlere taşırız demektir.”
Sınır hattındaki bazı illerde, hemen karşı tarafta güvenlik sorunları yaşanırken yüz metre beride pancar ekimi yapıldığını belirten Şahin, Konya’daki büyük fabrikalarının küçük fabrikaları desteklediğini, şirket içinde bir “abi-kardeş” dayanışması bulunduğunu ifade etti.
Bazı fabrikaların eski olduğunu kabul eden Şahin, “Yüz yaşında makinemiz var, tıkır tıkır da çalışıyorlar; çok iyi bakımını yapıyoruz” dedi. Fabrikaların modernizasyonu için ayrılan kaynak da her yıl artıyor: 2025 yılında yaklaşık 1 milyar 234 milyon liralık yatırım ödeneğinin yüzde 94’ü gerçekleştirilirken, 2026 yılı için ayrılan ödenek 2 milyar 577 milyon liraya çıkarıldı.
“Bir buçuk-iki yıldır yurda şeker girmiyor”
İç piyasanın korunduğunu vurgulayan Şahin, bir buçuk-iki yıldır dahilde işleme rejimi kapsamında dahi yurda şeker girmediğini, ihtiyacın tamamen sektörün yerli oyuncuları tarafından karşılandığını söyledi. Ülkede ürün fazlası bulunduğunu belirten Şahin, geçen yıl 100 bin tonun üzerinde şeker ihracatı gerçekleştirildiğini kaydetti.
“Gıda okuryazarı da olalım”
Programın sonunda sunucu Zafer Elgin, dinleyicilere finansal okuryazarlığın yanı sıra gıda okuryazarı olmalarını da önerdiğini belirtti. Şahin, davet için TRT Ankara Radyosu’na teşekkür ederek programı tamamladı.