
TÜRKŞEKER’in ev sahipliğinde düzenlenen "100. Yılında Şeker Sektörü Sempozyumu ve Çalıştayı", sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirdi. Cumhuriyetin asırlık çınarı şeker sanayisi, Antalya’da gerçekleşen bu tarihi buluşmayla gelecek yüzyılın yol haritasını çizdi.
Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. (TÜRKŞEKER) tarafından organize edilen ve sektörün bir asırlık serüvenini, bugünkü kazanımlarını ve yarınki stratejilerini odağına alan "100. Yılında Şeker Sektörü Sempozyumu ve Çalıştayı", 8-10 Nisan 2026 tarihlerinde geniş bir katılımla gerçekleştirildi. Üç gün süren programda, şeker pancarı tarımından sanayi teknolojilerine kadar sektör her yönüyle mercek altına alındı.
Programın ilk günü, bir asırlık rüyanın topraktan fabrikalara uzanan şanlı mücadelesini anlatan "Şeker Sektörünün 100. Yılı TÜRKŞEKER Belgeseli" ile başladı.
ŞEKER-İŞ Sendikası Genel Başkanı İsa Gök, PANŞEK Başkanı Orhan Can, Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Hüseyin Akay, PANKOBİRLİK Başkanı Ramazan Erkoyuncu ve Tarım ve Orman Bakanlığı Şeker Dairesi Başkanı Mümtaz Sinan yaptıkları konuşmalarda, 100 yıl önce atılan temellerin bugün milli ekonominin kalesi haline geldiğini ifade ettiler. Sektörün dünü, bugünü ve geleceğe dair düşüncelerini ifade ettiler.
Bakan Yardımcısı Abdulkadir Polat: "Ekonomik Bağımsızlığın ve Üretim Azminin Sembolü"
Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Abdulkadir Polat, konuşmasında şeker sektörünü Türkiye’nin kalkınma tarihindeki en stratejik kalelerden biri olarak tanımladı. 1926 yılında Uşak ve Alpullu’da atılan ilk adımın sadece bir üretim başlangıcı değil, aynı zamanda milli bir şahlanış olduğunu vurgulayan Polat, şu ifadeleri kullandı:
"O gün toprağa düşen tohumlar; zamanla devasa fabrikalara dönüşmüş, şehirleri büyütmüş, kırsala umut olmuş ve ülkemizin kalkınmasında öncü bir rol üstlenmiştir. 100 yıl önce büyük bir inançla başlayan bu yürüyüş, bugün aynı kararlılıkla devam etmektedir. 'Türkiye Yüzyılı' hedefleri doğrultusunda, şeker sektörünün sahip olduğu bilgi birikimi ve üretim kapasitesi bizim en büyük avantajımızdır."
Sektörün geleceğine dair vizyoner bir bakış açısı sunan Polat, sürdürülebilirlik ve teknoloji vurgusu yaparak konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Küresel iklim değişikliği ve değişen dünya dengeleri karşısında; kaynaklarımızı daha verimli kullanmak, iklim uyumlu üretim modellerine yönelmek artık hepimiz için ortak bir sorumluluktur. Dijitalleşme ve yenilikçi tarım uygulamaları, sektörümüzün önümüzdeki yüzyılını şekillendirecek temel unsurlar olacaktır. Bu potansiyeli daha ileriye taşımak; ancak ortak akıl ve güçlü bir iş birliğiyle mümkündür. Unutmayalım ki; üretim varsa umut vardır, iş birliği varsa güç vardır, birlik varsa gelecek vardır. Her pancar tohumu, yalnızca toprağa değil, bu ülkenin geleceğine ekilmektedir."
Genel Müdür Dr. Muhiddin Şahin: "32 Fabrikamızla Avrupa’nın 4., Dünyanın 5. Büyük Gücüyüz"
TÜRKŞEKER Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Dr. Muhiddin Şahin, bir asırlık mirası temsil etmenin gururuyla yaptığı konuşmada, sektörün sadece bir sanayi kolu değil, bir üretim sevdası olduğunu belirtti. Şahin, konuşmasında Türkiye’nin küresel gücünü ve sektörün dayanışma ihtiyacını şu çarpıcı ifadelerle dile getirdi:
"Dile kolay, tam bir asır... Bugün ülkemizde; 14’ü TÜRKŞEKER'e, 12’si özel sektöre ve 6’sı pancar kooperatiflerine ait olmak üzere toplam 32 şeker fabrikamız omuz omuza faaliyetini sürdürmektedir. Bu birliktelik bizi dünyada pancardan şeker üreten ülkeler arasında Avrupa’da 4., dünyada ise 5. sıraya taşımıştır. Bu başarı, tarladaki çiftçimizden fabrikadaki mühendisimize kadar büyük bir aile olmanın sonucudur. Ancak unutulmamalıdır ki; kamu, özel sektör ve kooperatifler olarak bizler, bu asırlık ulu çınarın ayrılmaz dallarıyız. Evet bu başarıların yanında sektörümüzün sorunları da var ve bu zorlukları görmezden gelemeyiz. İşte bu sempozyum ve çalıştaylar, tam da bu sorunları şeffaflıkla konuşmak ve çözüm üretmek için var. Hedefimiz, bu buluşmaları geleneksel hale getirerek her yıl gerçekleştirmek ve sektörümüzün 100. yılına yakışır ortak akıl çözümlerini hep birlikte üretmektir. Sempozyum ve Çalıştay, 100 yıllık bir birikimin sağladığı özgüvenle; tarladan sofraya, tohumdan teknolojiye kadar sektördeki tüm sorunlara ortak akıl ile cevap bularak tarihi bir misyonu yerine getirecektir.
Şahin, konuşmasının sonunda bu büyük organizasyonun hayata geçmesindeki dayanışma ruhuna dikkat çekerek, "Böylesine anlamlı bir programda bizleri bir araya getiren, ev sahipliğimizde otellerinin kapılarını bizlere açarak büyük bir dayanışma örneği sergileyen Şeker-İş Sendikamıza ve Genel Başkan Sayın İsa Gök’e, ayrıca bu organizasyon için gece gündüz ter döken tüm mesai arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum." dedi.
“Yedi Kez Düş, Sekiz Kere Kalk”
Açılış konuşmalarının ardından program, "içimizden biri" olarak takdim edilen yazar ve yönetici Tijen Mergen'in ilham veren sunumuyla devam etti. Şeker fabrikalarının o kendine has, güvenli ve dayanışma dolu ikliminde bir şeker mühendisinin kızı olarak büyüyen Mergen, "Şeker Ailesi"nin bir ferdi olarak kürsüye davet edildi. Mergen, "Yedi Kez Düş, Sekiz Kere Kalk" felsefesi üzerinden yaptığı konuşmasında, modern iş dünyasında ayakta kalmanın sırlarını bu topraklardan aldığı ilhamla harmanlayarak anlattı. Başarının sadece unvanlarla değil, kırılma anlarıyla başa çıkabilmekle ölçüldüğünü belirten Mergen, çocukluk yıllarında şeker fabrikası lojmanlarında edindiği o sarsılmaz aidiyet duygusunun ve köklü değerlerin kariyer yolculuğundaki rehberliğini duygusal bir dille katılımcılara aktardı.
Şeker Sektörünün Dünü, Bugünü ve Yarını Paneli
Öğleden sonraki oturumda ise moderatörlüğünü Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Gürel’in üstlendiği "Şeker Sektörünün Dünü, Bugünü ve Yarını" başlıklı panel gerçekleştirildi. Panelde; Kırşehir Şeker Fabrikası Genel Müdürü Yavuz Erence, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Kürşad Arat, Prof. Dr. Aydın Başbuğ, Dr. Öğretim Üyesi Murat Sönmez, Dr. Öğretim Üyesi Pelin Gürol Öngören ve Türkşeker Şeker Enstitüsü’nden emekli Merih Füsun Kavas söz aldı. Panelistler, sektörün tarihi derinliğinden hukuki altyapısına, mimari mirasından sanayileşme tarihindeki yerine kadar geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulunarak, dünün tecrübelerini yarının stratejilerine ışık tutacak şekilde masaya yatırdılar.
2. GÜN: BİLİM VE TEKNOLOJİNİN IŞIĞINDA ŞEKERİN GELECEĞİ
Sempozyumun ikinci günü, şeker pancarı tarımından sanayi teknolojilerine kadar sektörün yapı taşlarını oluşturan dört kapsamlı oturumla devam etti. Akademisyenlerin ve sektör profesyonellerinin yoğun ilgi gösterdiği bu oturumlarda, teorik bilgiler pratik saha deneyimleriyle harmanlandı.
1. Oturum: Bitki Islahı ve Koruma – Topraktan Başlayan Başarı
Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Açıkgöz moderatörlüğünde gerçekleşen ilk oturumda, şeker pancarı üretiminde verimliliğin anahtarı olan yerli tohum ve biyoteknoloji konuları ele alındı. Prof. Dr. Songül Gürel ve Prof. Dr. Mehmet Cengiz Baloğlu, bitki ıslahındaki modern tekniklerin üretim maliyetlerini nasıl düşüreceğine dair bilimsel veriler sunarken; Prof. Dr. Rahim Ada ve Doç. Dr. Rıza Kaya, hastalık ve zararlılarla mücadelede çevre dostu yöntemlerin önemine dikkat çekti. Bu oturumda, Türkşeker’in yerli ve milli tohum konusundaki kararlılığı bir kez daha bilimsel temellere dayandırıldı.
2. Oturum: Tarım Makinaları, Sulama ve Ekonomi – Verimlilik Odaklı Dönüşüm
İkinci oturumda Genel Müdür Yardımcısı Dr. Erkan İçöz yönetiminde, tarımda dijitalleşme ve kaynak yönetimi masaya yatırıldı. Prof. Dr. Eyüp Selim Köksal, iklim değişikliğiyle mücadelede akıllı sulama teknolojilerinin hayati önemini vurgularken; Prof. Dr. Erdoğan Güneş ve Doç. Dr. K. Mehmet Tuğrul, modern tarım makinalarının işletme ekonomisine katkılarını analiz etti. PANKOBİRLİK Ticaret Müdürü Mahir Akgün ise çiftçi ölçeğinde teknoloji kullanımının ekonomik sürdürülebilirliği üzerine çarpıcı örnekler paylaştı.
3. Oturum: Şeker Üretimi ve Çevre – Sürdürülebilir Sanayi Vizyonu
Öğleden sonraki bölümde Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Aytemur moderatörlüğünde, fabrikaların üretim süreçleri ve çevresel etkileri tartışıldı. Prof. Dr. Kadir Pekmez ve Prof. Dr. Mustafa Bayram, şeker üretimindeki kimyasal süreçler ve gıda güvenliği standartlarını ele alırken; Doç. Dr. Suna Ertunç ve Aliye Yılmaz, atık yönetimi ve yan ürünlerin katma değerli hale getirilmesi projelerini sundu. Konya Şeker Genel Müdürü Kemal Ateş ve PANŞEK Başkan Vekili Ali Yetkin, özel sektör ve kooperatif fabrikalarındaki iyi uygulama örneklerini katılımcılarla paylaştı.
4. Oturum: Milli Makina ve Otomasyon – Sanayileşmenin Öncü Gücü
Günün son oturumu, Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Süslü yönetiminde Türkşeker’in makine fabrikalarına ayrıldı. Ankara Makina Fabrikası Müdürü Gönül Doyduk, Eskişehir Makina Fabrikası Müdürü Vahit Aras ve EMAF Müdürü İnanç Koyuncu, Türkiye’nin ağır sanayi hamlesinde bu fabrikaların üstlendiği kritik rolü detaylandırdı. Muzaffer Büyükgümüş, Yücel Uğurluoğlu ve Seyithan Bugan’ın katkılarıyla zenginleşen oturumda; yerli otomasyon sistemlerinin sadece şeker sanayisinde değil, enerji ve savunma sanayi gibi pek çok alanda dışa bağımlılığı nasıl azalttığı gurur verici bir tabloyla sunuldu.
3. GÜN: GELECEĞİ ŞEKİLLENDİREN ÇALIŞTAY
İkinci günün teknik birikimi, 10 nisanda gerçekleştirilen çalıştayda somut çözüm önerilerine dönüştü. İki paralel oturumda yapılan bu çalıştayla;
• Şeker Pancarı Tarımı Oturumunda: Türkiye'de şeker pancarı tarımının mevcut durumunun, zorluklar ve fırsatlar ile güncel gelişmeler ışığında tartışılması ve somut çözüm önerilerinin raporlanması hedefleniyor.
• Şeker Sanayisi Oturumunda: Türk Şeker Sanayisindeki mevcut durum, pancardan şeker üretiminde ve pazarlamasında yaşanan zorluklar ile fırsatların bilimsel bir süzgeçten geçirilerek değerlendirilmesi amaçlanıyor.
Sempozyum ve Çalıştay boyunca ortaya koyulan birliktelik; kamu, özel sektör, kooperatifler ve akademinin gücünü birleştirerek Türk şeker sanayisinin geleceğe dair en büyük teminatı oluşturmaktadır. Tüm paydaşların katılımıyla inşa edilen bu ortak akıl platformu, önümüzdeki yıllarda da sektörün yolunu aydınlatmaya devam edecektir.
Bu tarihi buluşma bir kez daha göstermiştir ki; Türk Şeker Sektörü için 100 yıl önce toprağa düşen o ilk tohum, bugün sadece şeker değil, bir milletin bağımsızlık ve üretim sevdasını hep birlikte yeşertmeye devam ettiğinin en büyük göstergesidir.